Bad Goisern’den Český Krumlov’a: Masalsı Bir Yolculuk - back
Not: Bu gezi Ağustos 2025’te yapılmıştır.Bad Goisern’den sabah erken saatlerde yola çıkıyoruz. Hava güneşli ama serin; kasaba henüz uyanıyor. Hallstatt Gölü’nü arkamızda bırakırken içimizi tarif etmesi zor bir huzur kaplıyor. Dağlar o kadar heybetli ki, keşke biraz daha kalabilsek diye düşünüyoruz.Avusturya’dan Çekya’ya doğru ilerledikçe manzara da yavaş yavaş değişiyor. Bir ülkeden diğerine geçerken sanki yeni bir hikâyenin ilk sayfasını açıyoruz. Rotamız Český Krumlov, ama öncesinde Avusturya’nın bir başka şehri olan Linz’e uğruyoruz.Arabayı park edip meydana çıktığımızda acıktığımızı fark ediyoruz ve yemek için bir Türk dönercisini tercih ediyoruz. Tam yemeğe başlamışken hava bir anda kararıyor, ardından bardaktan boşalırcasına bir yağmur başlıyor. Bu sürpriz yağmur Linz molamızı kısa kesmemize neden oluyor ve tekrar yola koyuluyoruz.Temiz hava Doruk’a iyi gelmiş olacak ki, yola çıkar çıkmaz uykuya dalıyor. Yaklaşık bir buçuk saat sonra Çekya sınırına ulaşıyoruz. Sınırı geçtiğimizi, tabelalardaki dilin değişmesinden anlıyoruz. Çek otoyollarında kullanmak için gerekli olan vinyeti almak üzere duruyor, araç plakamızı söyleyerek 10 euro karşılığında vinyeti alıyoruz. Eskiden camlara yapıştırılan bu etiket artık sadece plaka üzerinden sisteme tanımlanıyor.Sınırdan sonra yaklaşık bir buçuk saat daha, ağaçlarla çevrili keyifli yollardan geçerek Český Krumlov’a varıyoruz. Önceden rezervasyon yaptığımız pansiyona arabayı bırakıp odamıza yerleşiyoruz. Yeni bir şehri keşfetme heyecanı içindeyiz ama önce küçük bir kahve molasını hak ettiğimizi düşünüyoruz.Kaldığımız pansiyon şehir merkezine sadece beş dakikalık yürüme mesafesinde. Odamızdan çıkıp Arnavut kaldırımlı sokaklarda yürümeye başlıyoruz. Burada sadece bir buçuk günümüz var; bu yüzden her anın kıymetini bilerek geziyoruz.Český Krumlov, Orta Çağ’dan günümüze neredeyse hiç bozulmadan gelmiş, masalsı bir kasaba. Vltava Nehri’nin etrafına kurulu bu küçük şehir, 1992 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış. Kiremit çatılı evler, Krumlov Kalesi, dar ve tarihi sokaklar, nehrin kıvrımları… Her şey insanı içine çekiyor.Yürüyüşümüz sırasında Namesti Svornosti Meydanı’na çıkıyoruz. Meydanın ortasında bir Meryem sütunu var ve etrafı restoranlarla çevrili. Romantik sokaklarda dolaşırken hava kararıyor, biz de iyice acıktığımızı fark ediyoruz.Akşam yemeği için Travelers Hostel Restaurant’ı seçiyoruz. Günün çorbası mercimek çorbası; ama bizim alışık olduğumuzdan oldukça farklı. Ardından tavuk ızgara ve tabii ki Çek birası… Gün, tam olması gerektiği gibi tamamlanıyor.Yemekten sonra pansiyonumuza dönüyor, ertesi gün için dinlenmeye çekiliyoruz. Sabah olduğunda otelin restoranında zengin bir kahvaltı yapıyoruz. Ekmekten peynire, yumurtadan meyveye kadar her şey fazlasıyla var. Güzel bir kahvaltının ardından çıkış yapıyor, eşyalarımızı arabaya koyarak Krumlov Kalesi’ne doğru yola çıkıyoruz.Kısa bir sürüşten sonra kalenin arka tarafındaki, tamamen ağaçlarla çevrili geniş otoparka aracımızı park ediyoruz. Hem gölgede kalması hem de hemen yanında büyük bir restoranın bulunması burayı oldukça kullanışlı kılıyor.Kalenin arka kapısından içeri girdiğimizde bizi boy boy baykuşlar karşılıyor. İçlerinden biri o kadar büyük ki Doruk’un boyunu geçiyor. Kalenin en ilginç özelliklerinden biri de ayılara ev sahipliği yapması. Kulenin hemen altında yaşayan iki siyah ayıyı izlemek gerçekten çok keyifli.Aslında Český Krumlov’un esas büyüsü sokaklarında saklı. O yüzden burada yapılacak en güzel şey; amaçsızca dolaşmak, kaybolmak ve bol bol fotoğraf çekmek. Vltava Nehri’nde kano kiralamak da oldukça popüler bir aktivite; nehrin üstünden şehre bakmak bambaşka bir deneyim sunuyor.Bu kasabada dolaşırken en çok aklımızda kalan, Doruk’un etrafı merakla keşfetmesi oldu. Taş sokaklarda attığı küçük adımlar, her gördüğü şeye “vay be” demesi bizi her seferinde gülümsetiyor.Onun heyecanını izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Bu anlar, sıradan bir geziyi bizim için unutulmaz bir aile anısına dönüştürüyor.Şehirden ayrılma vakti geldiğinde, arkamızda sadece güzel fotoğraflar değil, yavaşlamanın ve anın tadını çıkarmanın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatan anılar bırakıyoruz. Český Krumlov, kısa sürede bile insanın içine işleyen, “bir gün yine gelmeliyim” dedirten yerlerden biri olarak hafızamızda yerini alıyor.YAYIN TARİHİ: Pazar, 11 Ocak 2026 09:28:00



























0 Yorum